Ahkam Kuşu

12/5/2008 - Bilimden Büyük Yanardağ Var

Kategori: Ahkam Forever

Bilimin, bugün ulaştığı noktada, Dünya’ya çarpacak göktaşları için bile alternatif çözümleri vardır. Küresel ısınmanın engellenmesi bile temelde insanın elindedir. Bilimin bu anlamda artık doğanın münferit felaketlerine kafa tutatbildiği söylenebilir.

 

Yalnız tek bir doğa olayı var ki, işte onun önünü almayı başaramıyor insan. Üretebildiği tek çözüm ise kaçmak... Volkanlar ve lavlar...

 

Şili'nin Chaiten yanardağının harekete geçmesiyle püsküren kül ve toz havayı iyonlaştırınca, şimşek fırtınası meydana geliyor ve bu fotoğraf ortaya çıkıyor.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/5/2008 - Teşekkürler Galatasay


Geçen yıl tam da bu zamanlardaydı. O’nunla konuşuyorduk. Neşesiz gibiydi. Konuşmak istemiyordu sanki. Kısa cümleler kuruyor, türlü konuları daha başlamadan kestirip atıyordu.

 

Sıkıntılı ve fesat yaradılışım boş durur mu, kafamı türlü teorilerle kemiriyordu. Önce her zamanki gibi bir kabahat işlediğimi düşündüm. İstemeden birşey söylemiş, O’nu kırmış olmalıydım. Sonra daha da kötüsü, O’nun sağlığı ile ilgili bir sıkıntı yaşıyor olabileceği aklıma geldi. Hele bu son şüphe akıl sağlığıma kasteder bir hale geldiğinde, dayanamayıp sormuştum:

 

“Neyin var? Keyifsiz gibisin.”

 

“Daha ne olsun. Fenerbahçe şampiyon oldu. Sokakta korna çalıp kutluyorlar, sinirim bozuluyor”, demişti.

 

O Galatasay’ı tutar. Cumartesi akşamı, tam da yeraldığım bir düğünün ortasında Galatasaray’ın şampiyon olduğunu öğrendiğimde, aklıma hemen O geldi. Sevinmiştir mutlaka. Çevresindekiler, O güldüğünde, dudaklarıyla burnu arasında beliren baklava motifinden bütün bir akşam gözlerini alamamışlardır.

 

Beşiktaş’ı tutarım ya, futbolla da pek de sıkı bir mesaim yoktur aslında. Fakat o geceden beri, Galatasay’ın şampiyonlukları ve başarıları paha biçilmezdir benim için.

 

Teşekkürler Galatasay.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/5/2008 - Spordan İki İyi Haber

Kategori: Ahkam Forever

Geçtiğimiz günlerde harika iki spor olayı oldu bu ülkede. Ama eğer doğru birkaç siteyi takip etmiyorsanız ve spor haberlerini günlük gazetelerden alıyorsanız, ya bir iki satırlık baştan savma haberine gözünüz takıldı ya da haber o kadar küçüktü ki, onu bile göremediniz. Benden duyun öyleyse:

 

İpek Şenoğlu, Türk spor tarihine Sony Ericsson WTA Turu'nda final maçı oynayan ilk tenisçi olarak geçti. Portekiz'in Estoril kentinde oynanan toprak kort turnuvası Estoril Açık'ta çift bayanlarda ikincilikte kaldı.

 

Galatasaray Engelli Basketbol Takımı Avrupa Şampiyonu oldu. Takım kupayla döndüğünde onları karşılamaya hiçbir Galatasay yöneticisi gitmemişti. Bereket birkaç gün sonra Galatasaray Adası’nda onlar için bir kutlama tertip edilmesi birilerinin aklına geldi de, bu ayıp uzun sürmedi.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/5/2008 - Ben Seninle Buralıyım


Çoğu zaman herşeyin “burada olmak”la ilgili olduğunu sanıyor insan. Burada olmak, yani hayatta olmak... Senden önce ben de böyle düşünüyordum. Aslında mesele burada olmaktan çok, “buralı olmak”la ilgiliymiş; kendini buraya ait olduğunu hissettiren şeylere sahip olmakla...

 

Burayı değerli hale getiren şeyleri kolayca sıralayabilir insan. Listeye onlarca duygu ve madde ekleyebilir. Ama bunlara ek olarak bir de kişi eklemeye görsün. Bir silüet, sonra bir karakter. İşte o zaman kendini gerçekten buralı hissetmeye başlıyorsun. Yere daha sıkı basıyorsun. Bastığın yerin O’na ulaştığını bildiğinde, ya da soluduğun havanın O’na ulaşmanda elzem olduğunu bildiğinde, her nefesin kıymetli olduğunu farkediyorsun.

 

Öyle ya, sen olmasan Macellan’nın deli bir denizciden ne farkı kalırdı? Yahut satırlarca süren İspanyol isimleri, atalarının işgüzarlığından başka birşey ifade eder miydi?..

 

Halbuki şimdi tüm bunlar ve seninle ilgili daha binlerce irili ufaklı detay, beni buralı yapan hayat zerreleri. Ben seninle buralı oldum, senden önce yalnızca buradaydım.

 

Burası sensiz giderek daha fenalaşıyor. Zorlanıyorum. Burası, artık buralı olmak isteğim yer olmaktan çıkalı çok oldu, biliyorsun. Ya da bilmiyorsun. Kim bilir? Ama tutunabildiğim kadar tutunacağım ben. Bir sebep olduğu sürece, beni buraya ait hissettiren, senin masada kaşımda durup boğaza bakan hayalin de olsa, ona tutunacağım. Tutunamadığım yerde, buralı olamadığım anda, burada olmaktan da vazgeçeceğim çaresiz. Bir an üzerinde düşünmeyeceğim geriye kalan hiçbir şeyin. Ama bunlar, seni üzerinde durmaya değer bulacağın şeyler değil, bilirim. O yüzden seni hiç meşgul etmeyeyim bunlarla...

 

Burada şimdi, kimi zaman sağlığına dair endişeleniyorum. Belki saçma ama, oluyor işte. Sonra kendimi gereksiz endişelendiğime inandırıyor, teselli ediyorum. İyisin herhalde, umarım öylesindir. Kendine ufak tefek fiziksel zararlar vermekte üzerine yoktu. Ben de şimdi o sadakatle yerine getirdiğim görevimden azledilmişken tarafından, herşeyin yolunda gittiğini ümit etmek istiyorum.

 

Mektupları uzatma huyumdan çokça yakındığımı hatırlarsın. Şimdi istesem de uzatamıyorum. Nefesim daha gürdü sanırım o zaman. Böyle tıknefes değildim herhalde. Vakitlice son vereyim izninle...

 

Kendine iyi bak.

 

D.A.

 

Not: Evet, hala...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/5/2008 - Mayıs'a Başlarken...

Kategori: Ahkam Forever

Mayıs ayına, Penguen Dergisi'nin 1 Mayıs 2008 tarihli sayısında yer alan Met-Üst ve Kamuran imzalı bu harika siyasi karikatürle başlayayım istedim.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Chronicle of a Chronic Loser